İnteraktif web siteleri ile sosyal ağ siteleri, son yıllarda yeni tüketici kuşağının en büyük meraklarından biri haline geldi. Facebook profilleıi, Flickr’daki resimler, linkedin’deki cv’ler, last fm’deki müzikler, itiraf.com’daki itiraflar ve yonja’da edinilen arkadaşlar, bu kuşa­ğın sosyal ortamlardaki konuşma konuları arasında.

15-35 yaş grubu ile bir aradaysanız ve bunlan bilmiyorsanız, kendinizi o ortam­da bir yabancı gibi hissediyorsunuz. Za­ten son günlerde herkes birbirine hangi ağın üyesi olduğunu soruyor ya da bu si­teleı:de okudukları yazılan anlatıyor. Bu yüzden çok uzun süre bu sitelere kayıtsız kalmanız mümkün olmuyor ve siz de bu ağların bir parçası haline geliyorsunuz.

Siteler ve Reklam

Gün içinde mutlaka en az bir kere zi­yaret edilen bu sitelere olan ilgi, markala­n da harekete geçirmiş durumda. Yeni nesle ulaşmak isteyen şirketler için bu siteler, artık bir mecra olarak ciddiye alın­maya başladı. Zaten uzmanlar da önümüzdeki yıllarda birçok şirketin bu sitele­re yaptıkları reklam harcamalarını artıracakları yönünde tahminler yapıyor.

“Myspace eÄŸer bir ülke olsaydı, ÅŸu an dünyanın altıncı en kalabalık nüfusuna sahip ülkesi olurdu” diyen MindShare In­teraction Direktörü Meltem Moral, Türkiye’nin dünyada sosyal platformların kullanılması açısından en önemli ülkelerden biri haline geldiÄŸini ifade ediyor. Moral, sözlerini şöyle sürdürüyor: ’’Verilere göre tüm dünyada online sosyal platformlarda harcanan pazarlama bütçesi 2006 yılında 445 milyon dolar iken, 2007 yılında 1 milyar doların üzeri­ne çıkmış durumda. Bu pazarın dünya­daki büyük oyuncular, aslında Türkiye’de de aynı ÅŸekilde egemenliklerini kurmuÅŸ durumdalar.”

Büyükler Fırsatı Kaçırmadı

İnteraktif web siteleri ve sosyal ağ site­lerine en çok reklam veren şirketler arasında Coca-Cola, Efes Pilsen, Turkcell, Nokia, Ülker, Intel, Garanti Bankası, Sony Eriesson, Avea, Vodafone, Eti ve Mey İçki başta geliyor. Şirketler genellik­le farklı uygulamalarla bu sitelerde tüke­ticilerine ulaşmaya çalışıyor. Kimi inte­raktif bir web sitesinde bir itiraf olarak kullanıyor reklam uygulamasını, kimi görseline sitelerin arka planında yer veri­yor.

Tüketicilerinin var olduÄŸu her alan­da yer almak isteyen Ülker, sosyal aÄŸlarla tüketicilerine ulaÅŸmayı tercih eden ÅŸir­ketlerden biri. Facebook, Yonja gibi site­leri kullanan ÅŸirket, ÅŸu anda Albeni, Piko, Cocostar, Metı”o ve Rodeo ürünlerini alan tüketicilerin katıldığı, kampanyasını tanıttığı mecralar arasına Yonja’yı da kat­mış. Åžirket Facebook’ta ise reklam ver­menin yanı sıra bizzat buradaki sosyal ağın bir parçası olarak ürünlerini konumlandırmak için çalışmalar yapıyor. Bu yönde bir application yapan ÅŸirket için kullanacağı sosyal ağı seçerken en önemli kriter, markaları ile söz konusu si­tenin duruÅŸ olarak birbirini bütünlemesi. Bir sitenin yarattığı topluluÄŸun da kendi içinde belli deÄŸerlerinin oluÅŸtuÄŸundan yola çıkan Ülker, marka deÄŸeri ile bu de­ğerin birbirine yakın durmasına özen gösteriyor.

Banner’lar Yetersiz Kalıyor

Sosyal aÄŸlar ile interaktif sitelerin en yaygın kullanım ÅŸekli; yapımının göreceli olarak daha kısa sürmesi ve geçmiÅŸten ge­len bir alışkanlık olması nedeniyle bannerlar olarak görünüyor. Ancak bu sitele­rin kullanıcılarının dikkat olarak farklı noktalara odaklandığını söyleyen Univer­sal McCann Medya Direktörü DoÄŸan Albayrak, onUmn ilgisini banner uygulama­ları ile çekmenin zor olduÄŸunu kaydediyor. Bu nedenle son zamanlarda kullanıcıların birbirlerine çiçek ve çikolata gibi ürünler yolladığı aplikasyonlar oluÅŸturma yolunu seçen ÅŸirketlerin olduÄŸunu söyle­yen Albayrak “Grup oluÅŸturularak ve sponsorluklar yaparak, tüketici ile yakın iliÅŸki kurmak mümkün. Son zamanlarda­ki yükselen trend de bu ÅŸekilde” diyor. Bu sitelerde iletiÅŸim uygulaması yap­mak da uzmanlık gerektiriyor. Åžirketler genellikle bu tarz sitelere bir reklam uy­gulaması yapmak için medya planlama ve satın alma ajanslarına baÅŸvuruyor. Ajanslar, briefi aldıktan sonra o sitede neler yapılabileceÄŸine mecra sorumlula­rıyla birlikte karar veriyor.

Bazı sitelerde genel kitle yakalanır­ken, eksisozluk.com veya sosyomat.com gibi niş sitelerde daha farklı bir kitleye ulaşılabilme şansı söz konusu. Zaten olumlu geri dönüşü, tüm platformları kendi dinamikleri ve gerçeklikleri çerçe­vesinde kullanmak sağlayabiliyor. Bu yüz­den kullanılması amaçlanan sosyal net­workleri iyi anlamak, kullanıcının dene­yimini algılayıp ona göre pazarlama çö­zümleri üretmek gerekiyor. Çünkü bu alanlar, her türlü seçime ve sınırsız öz­gürlüğe sahip bölgeler. Dolayısıyla bu öz­gürlüklerini asla rahatsız edici bir şekilde kullanmamak gerekiyor.

Neden Dikkat Edilmeli?

Peki, doğru uygulama nasıl olmalı? Öncelikle tüketicinin anlamlı bulabileceği şekillerde bu sitelerde yer almak çok önemli. Çünkü sadece rakiplerle değil sosyal networkleri oluşturan bütün içeriklerle yarışılıyor. Bu alanlarda bir marka profili oluşturmak yeterli değil. Onun altını doldurmanız ve tüketicinin güvenini de kazanmanız gerekiyor.

Bunun için de sadece pazarı, markanın ihtiyaçlarını ve tüketiciyi değil, kullanmayı planladığınız sosyal ağın kullanıcı segmentlerini de tanımlamanız ve onları anlamanız şart. Eğer kullanıcının yarattığı bir içerik etrafında bir aktivite planlıyorsanız ve Youtube ana mecranız olarak aklınıza geliyorsa Youtube’ın milyonlarca kullanıcısından sadece yüzde 1’nin gerçekten içerik yüklediğini aklınızda bulundurmalısınız. Farklı tüketicilere farklı içeriklerle gidebilmelisiniz.

Kaynak: Ekonomist Dergisi

  1. Henüz yorum yapılmamış.
yorum yapın