| Gerçekten Covid mi, yoksa Mobil mi Sorun?

1
64

Oh! Covid19 değilim dememiz iyi ama mobil bağımlılığımız iletişimimize zarar mı veriyor? Tamam dışarı çıkmıyoruz. Her şeyi evden internet ve mobil üzerinden yapmaya başladık. İşin kötüsü odadan odaya konuşmaların yerini whatsapp mesajları almış durumda. Yine siparişlerin hepsi whatsapp üzerinden verilmekte. Peki aman Covid19 olmayalım evde kalalım derken başka nelere gebe kalıyoruz? Bunların farkında mısınız? Bir bakalım

Evden Mobil Yaşamda Hız

Peki evden neler yapmaya başladık. Zaten çoğunlukla internetten ödenen tüm faturalar tamamen internetten ödenmeye başladı. E-devlet kısmındaki yapabileceğimiz ödemeler ve olasılıklar arttırıldı. Bankamatiğe dokunmamak için tüm elden verilecek para transferleri dijital ortama geçti. Bu noktada bir düşünün Bitcoin, sanal para tüm dünya da tepkiyle karşılanırken hatta eski bitcoin geliştiricilerinden Mike Hearn Ocak 2016’da, bitcoin için “başarısız bir proje” açıklamasını yapmışken şimdi kaçınılmaz olarak hala ön plana gelmesi ve özellikle son 2 haftada gözle görülür yükselişine dikkat etmenizi öneririm. Bu başka bir yazının konusu o yüzden burada bitirelim. Netice de örnekleri arttırmam mümkün Covid değiliz diyoruz ancak çok fazla mobiliz.

Ee Mobilim Arkadaş Ne Olcak Demeyin Nomofobik Olabilir misiniz?

Mobilsiniz de bir sorun var. Mobilsiz olabilir misiniz? Bir sürü insan cep telefonsuz yaşamayı Covid19 öncesi zaten yapamıyordu. Yani ne demek istiyorum, evden çıktıktan biraz sonra cüzdanınızı evde unuttuğunuzu fark etseniz; neyse bugün kimliksiz olsun, parayı da birinden borç alırım boş ver geri dönmeyi düşünmezken, cep telefonunuz evde kalsa işe varsanız bile koşa koşa geri dönüp alıyoruz. Tamam cep telefonu bir çoğumuz da iletişim ve iş için çok önemli ama acaba Nomofobik olabilir misiniz?

İngilizce’de “No Mobile Phobia” kelimelerinden oluşan Nomofobik, “Telefon eksikliği ve yokluğu, insanın cep telefonu olmadığı zaman kendisini huzursuz hissetmesi ve ‘fomo’ adı verdiğimiz gelişmelerden anlık haberdar olma hastalığıyla beraber işleyen bir yapıyı oluşturmaktadır.

Peki gerçekten bir Nomofobik misiniz bir test yapalım…

Aşağıda ilettiğim 10 soruya kendi başınıza iken kendinize dürüstçe cevap verin, bakalım sizdeki durum nedir;

  1. Telefonunuz Banyoya girerken bile yanınızdan ayırmıyor musunuz?
  2. Telefonunuzla mı uyuyorsunuz?
  3. Sizinle aynı odada olan insanlar mesaj mı atıyorsunuz?
  4. Sevdiğiniz insanların bile telefon numarasını ezbere bilmiyor musunuz?
  5. Telefonsuz gitmektense geç kalmayı tercih mi ediyorsunuz?
  6. Telefonunuz görüş alanınızın dışında ise panikliyor musunuz?
  7. Film izlerken bile telefonunuzun ekranına bakmadan duramıyor musunuz?
  8. Gerçek dünyadan çok telefonunuzun fotoğraf uygulamasını mı görüyorsunuz?
  9. Özgüveniniz ne kadar çok bildirim aldığınızla alakalı mı?
  10. Telefonunuzu nasıl kapatacağınızı unutuyor musunuz?

Eğer sorulardan 6 tanesine evet diyorsanız, sizde Nofobik olabilirsiniz dikkat.

Nomofobik Olduğunuzu Düşünenlere Birkaç Önerim Var

Hey ben Nomofobik değilim diyenleri görüyorum. Ama yine de bu konudan rahatsız olanlar için birkaç önerim. Öncelikle vaktinizi çok fazla alan bazı uygulamaları cep telefonunuzdan silmekle başlayın. YouTube, Instgram, Twitter, Facebook gibi uygulamalar, zaten onlara bilgisayar başında iken bakıyorsunuz. Onları telefonunuzdan kaldırdıktan sonra göreceksiniz ki telefonla iletişiminiz azalacak ve çevreye daha çok bakmaya başlayacaksınız.

Daha sonra ufak cihazlar kullanmayı bırakın, kablosuz kulaklıklar, akıllı saatler ve tabii son teknoloji ürünlerini alma hevesini azaltın. Amaç sadece ihtiyaç olduğunda birini aramak ve aranmak olduğunu hatırlayın. Çevreye bu materyalleri göstermek değil.

Daha sonra dijital detoks yaptıran birkaç uygulamayı cep telefonunuza indirmenizi öneririm. “Digital Detoks” yazarak bir çok bulacağanız uygulama sayesinde daha az ekrana bakmanızı, telefonla ilgilenmesi konusunda uygulamalar sizi uyaracaktır. Hadi kalk dolaş, dışarı çık nefes al. Şimdi 30 dk. Telefonundan uzaklaş gibi.

Evde telefondan uzak durmaya başlayın. Mesela çalışma odasında dursun çaldığı zaman gidip alın. Bir süre ona dokunmamaya ve en önemlisi görmemeye çalışın. Ve onu görmezken, rahatsız olmama hissini tekrar kazanın. Onsuz da başka bir hayat olduğu hatırlayın.

Gün içinde telefonunuz aynı uçağa bindiğinizde gibi uçak moduna alın. Hani uçağa binersiniz uçağın lastikleri yerden kalkana kadar uçak moduna almazsınız ya, bu aynı sigara bağımlılarının otobüse binmeden evvel son bir fırt çekeyim demesi gibi… İşte bundan kurtulmak için telefonunuz gündüz uçak moduna alın ve bir kenara koyun 1 saat boyunca ilgilenmeyin.

Cep Boyun Hastalığına Dikkat

Son olarak ben Covid19 yüzünden evde kaldım; bu yüzden telefonu daha fazla kullanıyorum diyenlerdenseniz. Yani bir konsere gittiğinizde konseri telefona kaydetme çabasında telefon arkasından seyretmeyi tercih edenlerden değilim diyorsanız, dikkat etmenizi önereceğim bir sorun da Cep boyun hatalığıdır.

Yabancı literatürde “Text neck syndrome” olarak geçen ve Türkçesi “Cep boyun hastalığı” veya “cep telefonu boynu “ adı verilen yeni bir hastalık olarak tanımlanır. İnsanların gerek işleri nedeniyle gerekse mobil üzerinden uzun süre boyunca sosyal medya hesaplarını, video seyretmeleri ya da oyun oynamaları nedeniyle teknolojik ekrana uzun süre bakmak ve bu süre zarfında boyunlarını eğik tutmak zorunda kalmalarına bağlı oluşan boyun rahatsızlığı ve bunun getirdiği hastalıktır.

Boynunuzu Hangi Derecede Tutarak Telefona Bakıyor sunuz?

Boynunuzu eğmeyerek ya da eğmeyerek ama bir şekilde cep telefonunu farklı sebeplerle kullanıyorsunuz. Ama siz kullanırken hangi açıyla kullandığınıza dikkat etmelisiniz. Çünkü 5 kg ağırlığındaki başınızı 60 derece eğdiğinizde boynunuza binen yük 27 kg olduğunu unutmayın. Gün içinde telefonlara devamlı 60 derece açıyla bakmayız bu yüzden boyun rahatlar ancak bu süre uzarsa ve sıklaşırsa baş-boyun ağrılarıyla başlar ve boyun fıtığına kadar varacak ciddi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

1 YORUM

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.